yazılar buna göre etiketlendi; ‘Dini Kavramlar’

ADL – Adil Olmak Nedir Kelimenin Anlamı

Pazar, 15 Oca 2012 yorum yok

ADL

Âdil olmak, insaflı olmak, işi doğru olmak; yoldan sapmak, meyletmek, dönmek, eşit davranmak, düzeltmek, doğrultmak, doğru dürüst olmak, şirk koşmak ve zulmetmek anlamlarındaki “a-d-l” kökünden türeyen bir isim olup adalet, âdil, güvenilir, doğruluk, benzer, nazîr, eş, nafile, fidye demektir.
Âdil anlamında âdl, Allah’ın sıfatı olarak “el-esmâü’l-hüsnâ” ile ilgili Tirmizî rivâyetinde geçmektedir (Tirmizî, Deavat, 83).
Allah’ın sıfatı olarak adl, adaletli ve insaflı olan, hakla hükmeden, haklıya hakkını haksıza cezasına veren, her şeyi yerli yerinde yapan, her söylediği, her emir ve yasağı, her yaptığı hak ve doğru olan, asla zalim olmayan demektir.
Kur’ân’da isim şekli geçmemekle birlikte insanlara adaleti emreden şu âyetler, O’nun âdil olduğuna delalet eder:
“Allah âdaleti emreder…” (Nahl, 16/90);
“Konuştuğunuz zaman akrabanız bile olsa âdil olun.” (En’âm, 6/152);
“…İnsanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmedin…” (Nisâ, 4/58);
“Ey mü’minler! Adaleti tam yerine getirerek Allah için şahitlik edenler olun. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Âdil olun. Adalet takvaya daha yakındır…” (Mâide, 5/8; bk. Nisâ, 4/135) (İ.K.)

Categories: Dini Kavramlar Tags:

Âdil olmak, insaflı olmak, işi doğru olmak, yoldan sapmak

Pazar, 15 Oca 2012 yorum yok

ADL

Âdil olmak, insaflı olmak, işi doğru olmak; yoldan sapmak, meyletmek, dönmek, eşit davranmak, düzeltmek, doğrultmak, doğru dürüst olmak, şirk koşmak ve zulmetmek anlamlarındaki “a-d-l” kökünden türeyen bir isim olup adalet, âdil, güvenilir, doğruluk, benzer, nazîr, eş, nafile, fidye demektir.
Âdil anlamında âdl, Allah’ın sıfatı olarak “el-esmâü’l-hüsnâ” ile ilgili Tirmizî rivâyetinde geçmektedir (Tirmizî, Deavat, 83).
Allah’ın sıfatı olarak adl, adaletli ve insaflı olan, hakla hükmeden, haklıya hakkını haksıza cezasına veren, her şeyi yerli yerinde yapan, her söylediği, her emir ve yasağı, her yaptığı hak ve doğru olan, asla zalim olmayan demektir.
Kur’ân’da isim şekli geçmemekle birlikte insanlara adaleti emreden şu âyetler, O’nun âdil olduğuna delalet eder:
“Allah âdaleti emreder…” (Nahl, 16/90);
“Konuştuğunuz zaman akrabanız bile olsa âdil olun.” (En’âm, 6/152);
“…İnsanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmedin…” (Nisâ, 4/58);
“Ey mü’minler! Adaleti tam yerine getirerek Allah için şahitlik edenler olun. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Âdil olun. Adalet takvaya daha yakındır…” (Mâide, 5/8; bk. Nisâ, 4/135) (İ.K.)

Categories: Dini Kavramlar Tags:

ADÂVET Nedir – Kelimesi Anlamı

Pazar, 15 Oca 2012 yorum yok

ADÂVET
Bir şeye tecâvüz etmek, haddi aşmak ve kötülük etmek anlamındaki “a-d-v” kökünden türeyen adâvet, “düşmanlık ve zulmetmek” demektir. Kur’ân’da da bu anlamda kullanılmıştır (Mâide, 5/2, 82).
Adüv (çoğulu a’dâ’) düşman demektir. Kur’ân’a göre şeytan, bütün insanların (Yûsuf, 12/5); kâfir (Nisâ, 4/101), müşrik (Mâide, 5/82) ve münafıklar (Münâfıkûn, 63/4) mü’minlerin; Allah da (Bakara, 2/98) kâfirlerin düşmanıdır. Kur’ân’da; Allah (Fussilet, 41/19), peygamber ve meleklerin (Bakara, 2/98) düşmanlarından söz edilmiştir. Allah, peygamber ve meleklerin düşmanları; Allah’ı, dinini ve peygamberlerini tanımayan kâfir, müşrik ve münafık insanlardır (Mümtehine, 60/1; Enfâl, 8/60). Peygamberimiz (a.s.)’in beyanına göre insanın kendi nefsi insana en büyük düşmanıdır. (Aclunî, Keşfü’l-Hafa, I/ 160) Kur’ân’da insanın eş ve çocuklarından da insana düşman olanların bulunduğu ve onlardan sakınılması gerektiği bildirilmiştir (Teğabûn, 64/14).
Yüce Allah, mü’minlere sadece şeytana düşmanlık edilmesini emretmiş (Fâtır, 35/6), kötülüğe karşı iyilik yapılmasını, böyle yapıldığı takdirde düşmanlığın dostluğa dönüşeceğini bildirmiştir (Fussilet, 41/34). (İ.K.)

Categories: Dini Kavramlar Tags:

Adelet Nedir – Kelimesi Anlamı

Pazar, 15 Oca 2012 yorum yok

 

ADÂLET

“Adl” kökünden gelen “adalet” kavramı sözlükte; “insaflı ve doğru olmak, doğru davranmak, zulmetmemek, eşit olmak, eşit tutmak, her şeye hakkını vermek, düzeltmek, mutedil olmak, her şeyi yerli yerinde yapmak, istikamet ve hakkâniyet” anlamlarına gelir. “Adl” kökü Arapça’da “an” harfi cerri ile kullanıldığında doğruluktan ve yoldan sapmak ve meyletmek; (ilâ) edatı ile kullanıldığında dönmek; (be) edatı ile kullanıldığında denk ve eşit tutmak anlamına gelir.
“Adl” kavramı meyletmek, sapmak, hak yoldan ayrılmak anlamına da gelir. Dolayısıyla bu kökün birbirine zıt iki anlamı vardır. Biri doğru, düzgün olmaya, diğeri de eğri olmaya delalet eder. Bu iki zıt anlam; tevhîd (Allah’ı birlemek) ve şirk (Allah’a ortak koşmak) şeklinde Kur’ân’da da kullanılmıştır (Nahl, 16/90; En’âm, 6/1).
“Adl” ve “adâlet” kavramı dinî birer terim olarak; ifrat ve tefrit arasında orta yolu takip etmek, hak yol üzere dosdoğru olmak, dinen haram kılınan şeyleri terk etmek, farzları yapmak, içi ve dışı, özü, sözü, fiil ve davranışları eşit olmak, haklıya hakkını, haksıza cezasını vermek, suç ve cezada eşit davranmak, şirk, küfür, nifak ve zulmü terk etmek, anlamlarına gelir. Adalet genellikle verilen ile hak edilen arasındaki dengeyi ifade eder.
Adalet kavramı Kur’ân’da;
Fidye (bir şeyin karşılığı) (Bakara, 2/48),
Kıymet, denk, eşit (Mâide, 5/95),
Şirk, (yani Allah’a ortak koşmak) (En’âm, 6/1),
Haktan sapmak (Neml, 27/60),
Düzeltmek, ölçülü bir biçim vermek (İnfitâr, 82/6-7),
Tevhîd (yani Allah’ı bir olarak kabul etmek) (Nahl, 16/90), anlamlarında kullanılmıştır.
Sözde (En’âm, 6/152), şahitlikte (Mâide, 5/8), yargıda (Nisâ, 4/58), barışın sağlanmasında (Hücurât, 49/9), borçlanmalarda, senet tanzîminde (Bakara, 2/282) ve aile hayatında (Nisâ, 4/3, 129) âdil olunması emredilmiştir. Adâlet kavramının zıddı, cevr ve zulümdür. (İ.K.)
Hadis terimi olarak “adalet”; bir râvînin rivâyetinin kabul edilebilmesi için gerekli şartlardan birisi olup, her türlü günahtan ve mürüvvete aykırı durumlardan kaçınması demektir. Mürüvvet, insanî ve örfî meziyetlerdir. Adalet vasfını taşıyan kimseye “âdil” veya “adl” denir. Bunların çoğulu “udûl” dür. Râvînin adaletli kabul edilebilmesi için; akıllı ve müslüman olması, büyük günah işlememesi, küçük günahlarda ısrar etmemesi, insanî ve örfî meziyetlere aykırı söz ve davranışlardan kaçınması gerekir.
Herhangi bir râvînin adaleti, cerh ve ta’dîl bilginleri veya muhaddislerden birinin tezkiyesiyle bilinir. (bk. Cerh ve Ta’dil) (A.G.)

Categories: Dini Kavramlar Tags:

ADAK (Nezir) – Nedir – Anlamı

Pazar, 15 Oca 2012 yorum yok

ADAK (Nezir) – Nedir – Anlamı – Dini Kavramlar

Adak, dinen mükellef olmadığı halde, kişinin farz veya vacip türünden bir ibadeti yapacağına dair Allâh’a söz vermesine denir. Adak, ferdin, arzu ettiğine kavuşmak, korktuğundan sakınmak hususunda Allâh’ın yardım ve desteğini sağlamak amacıyla, kendiliğinden birtakım dinî mükellefiyetler altına girmesi olarak yorumlanabilir. Bu nedenle, adak hemen hemen bütün dinlerde değişik şekillerde bulunmaktadır.
Bir adağın dinen geçerli olabilmesi için, adakta bulunan şahsın, akıllı, buluğ çağına erişmiş ve Müslüman olması gerekir. Ayrıca adanan şeyin, gerçekte mümkün, dinen de makbul ve meşru olması, namaz, oruç, hac, kurban, sadaka gibi farz veya vacip ibadetler cinsinden olması gerekir. Türbelere mum yakma, bez bağlama, horoz kesme, şeker ve helva dağıtma şeklinde yapılan adaklar geçersizdir.
Şartlarına uygun olarak yapılan adağın yerine getirilmesi vaciptir. Adaklarda, belli bir mekânı, malı veya fakiri zikretmiş olma bağlayıcı değildir. Aslolan o ibadetin yerine getirilmesidir. (İ.P.)

Categories: Dini Kavramlar Tags: